Dolar fiyatları düşmeye devam eder mi?

Rahip Gitti Kavga Bitti (mi) başlıklı yazımızda Rahip Brunson’ın ülkesine dönmesiyle birlikte Türkiye – Amerika ilişkilerinin rayına oturmasında önemli bir mesafe katedildiği ama ana sorunun Rahip olmadığı, arkadaki temel problemin İran yaptırımları ve Rusya ile yakınlaşma olduğunu yazmıştık. Özellikle 4 Kasım’da yürürlüğe girecek olan İran yaptırımları karşısında Türkiye’nin alacağı tavrın, Türkiye-ABD ilişkileri için kritik öneme sahip olduğunu belirtmiştik.

17 Ekim’de ABD Dışişleri Bakanı’nın Türkiye ziyareti sırasında yaptığı açıklamalar, havanın iyiden iyiye olumluya dönmesi şeklinde piyasalar tarafından yorumlandı. Bunun finansal piyasalarda karşılığını bulduğunu görüyoruz, özellikle döviz tarafında.

Gelinen noktada dolar kuru, 5.50’li seviyelere kadar geriledi. Öncelikle bu seviyeye inilmesi bir konfor alanı yarattı. Bu noktada yapılması gereken şeyler ve yapılmaması gerekenler için bir zaman aralığı yaratmış oldu. Fakat ekonomiyi sadece faiz, döviz, borsa üçgeninden okumak yanlış. Bunlar ekonomideki birer göstergedir. Ekonomi denilen üretim, istihdam, ihracattır. Kurdaki bu gerilemeye karşı tahvil faizlerinde ciddi bir geri çekilme görülmüyor. Reel sektörde ise, sorunların çok büyük olduğunu ve devam ettiğini görüyoruz. Bu yakalanan iklimin devamı, bazı sorunları çözme, bazılarını hafifletme ve ortadan kaldırma için zaman yarattı. Bununla birlikte, ekonomideki esas sorunların yapısal reformlar ile çözülmesi gerekli. Bu reçete zaten pek çok ekonomist tarafından dillendiriliyor.

Doların bu seviyelerden daha da aşağıya inmesi, başka bir deyişle liranın daha fazla değerlenmesi Türk ekonomisine çok fazla bir katkı sağlamayacaktır. Şayet kur daha da aşağılara düşerse, bu Türkiye’nin tekrar gerçeklerle yüzleşmesine, sorunları çözme niyetine zarar verecektir. Her şeyin tekrar yoluna girdiğini ve sorunun ortadan kalktığını düşünmek, aynı politikalarla, yaklaşımlarla sorunları ötelemekten başka bir işe yaramaz. Bu seviyede kalması ise, ekonominin gerçeklerine karşın oluşan iradenin, sorunların çözümüne odaklanmasına fırsat yaratır. Üstelik, kur istikrarlı olduğu müddetçe, yani dalgalanmalar yaşanmadığı müddetçe liranın dolar karşısında bu seviyede bir değere sahip olmasının ihracatçı için doğrudan sanayici için dolaylı olarak faydası bulunmaktadır. Bu husus, bir başka yazının konusu. Ayrıca, kurun daha da aşağıya gelmesi, Türkiye’den çıkmak için fırsat kollayan finansal yatırımcıya beklediği fırsatı sunmuş olur.

Dolar kurundaki son düşüşler yaşanmadan evvel ve özellikle hatırlayacağınız üzere dolar 7 TL seviyelerine ulaştığında bazı ekonomistler yıl sonu için 9-10 TL dolaylarından bahsediyordu. Geçmiş haftaların sinerjisi ekonomistleri yüksek seviyeli tahminlere itmişti. Bugün de dolardaki düşüşün ardından yine benzer ekonomistlerin bu sefer kurun 5 TL’nin altına inmesi gibi tahminlerde bulunduğunu görüyoruz. Peki, bundan sonra dolar ne olur? Söylendiği gibi düşüş trendi devam eder mi?

Şu an belli başlı iki grup var. İlki, daha yüksek seviyelerden dolar alıp daha da yükselmez diyerek doları elinden çıkarmak isteyenler. İkincisi, dolar kurunun düşüşünden fırsattan istifade dolar almak isteyenler. Bu iki grubun karşılaşmasında sonuç ne olur; düşüş devam eder mi yoksa yükselme eğilimi başlar mı? Tahminimiz, bu seviyelerin yani 5.50’lilerin dolar kuru için bir süre denge noktası olduğudur. 5.50 seviyeleri kur için denge noktası olduğu gibi ülke için de ideal bir seviye olarak görülebilir. Fakat doların uzun vadede geleceğini, ekonominin diğer göstergeleri belirleyecek.

Cari açığın azalmış olması olumlu bir gösterge gibi gözükse de son derece beklenen ve sıradan bir gelişme. Doların artışıyla ithalata ani fren basılmış ve ithalata dayalı olmayan ihraç mallar da daha yüksek karla satılabilmişti. Açığın azalmış olması yanıltıcı bir gösterge. Zira toplam dış ticaret azaldı.

Bir diğer gösterge merkez bankası rezervleri. Ciddi bir azalmanın olduğunu görüyoruz. İstihdamda değişen olumlu bir şey yok. Faizler, kurla mücadele sırasında arttırılmıştı; halen aynı seviyelerde duruyor. Bundan sonra yapılması gereken faizleri kontrollü bir şekilde düşürmek olacaktır. Tüm bu ve diğer göstergeleri hesaba katmadan, sadece dolara bakarak, “Yükseldi, batıyoruz. Düştü, kurtulduk.” demek çok sığ bir düşüncedir.

Bundan sonra doların ne olacağını, denge noktası olarak belirttiğimiz 5.50’lilerden hangi seviyelere geçeceğini yazımızda bahsettiğimiz diğer hususlar belirleyecek. Bu hususlardan en önemlisi ise, dış ilişkiler. Dövizdeki son düşüşün tek sebebinin Rahip davası olduğunu tekrar hatırlarsak, dış ilişkilerimiz ekonomimizi doğrudan etkiliyor diyebiliriz. Tabii özellikle ABD ile ilişkiler. Bu noktada yurttaşlar olarak farkına varmamız gereken ise, sorunun “dış mihraklar” olmadığı “dış siyaset” olduğudur.

Yorum Yazın

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *

Şu HTML etkiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>