Ekonomik Durgunlukla Mücadele

Ekonomik durgunluğu, yani resesyonu açıkladığımız bu yazı dizisinde ilk önce durgunluklar ne olduğunu ve nasıl başladığını ifade etmiştik. Ardından ekonomik durgunlukların sebeplerini açıkladık. Bu yazımızda ise, ekonomik durgunluklarla nasıl mücadele edilebileceğini, durgunlukların nasıl sonlanacağını ve engellenebileceğini yazdık.

Gerilemenin ve daralmanın başlamasından birkaç ay (ya da birkaç yıl) sonra ekonomi er geç durgunluktan çıkar ve tekrar büyümeye başlar. Eğiliminin tersine dönmesinde pek çok etkenin katkısı olabilir. İşsizlik yüksek olsa bile ailelerin temel tüketim ihtiyaçlarını karşılamak üzere tasarruflarına ve diğer kaynaklara yönelmeleri sayesinde tüketim harcamaları temel bir düzeyde sürebilir. Finansal panikler nihayetinde normal seyrini izleyerek yatırımcıların kendilerini toparlamalarına ve yeni fırsatlar aramaya başlamalarına izin verir. İşsizliğin yarattığı çaresizlik ve artan güvencesizlik ücretleri düşürerek işletmeleri yeniden işçi almaya teşvik edebilir. Bu örneklerin hepsinde harcamalar, ekonominin en azından önemli bir kısmında er ya da geç yeniden canlanır. Bu ise olumlu yan etkiler doğurarak diğer kesimlere de sirayet eder ve daha geniş bir toparlanmanın kıvılcımını ateşler. Durgunluğa sebep olan zincirleme tepkime bu sefer olumlu yönde çalışmaya başlar.

Modern zamanlarda devletler, daralmayı durdurup toparlanmayı hızlandırma amaçlı çabalarla durgunlukları kısa yoldan atlatmaya çalışırlar. Bu önlemlere çevrimi dengeleyici politikalar denir, çünkü ekonominin genişleme-daralma evrelerine (çevrimine) bilinçli olarak müdahale edilmesini ifade eder. Hiçbir devlet, en azından ekonomiyi yeniden rayına oturtmayı denemeden, uzadıkça uzayan bir durgunluğun yol açtığı ekonomik (ve siyasi) maliyetleri göze almak istemez.

Günümüzde en sık kullanılan çevrimi dengeleyici araç para politikasıdır. Merkez bankaları, büyümeyi hızlandırmak suretiyle ekonomiyi arzulanan üretim ve istihdam düzeyine doğru yönlendirmek için faiz oranlarını düşürürler. Büyümeyi birçok yoldan etkileyen faiz oranlarını ayarlamak gerektiğinde hiç gecikmeksizin harekete geçerler. Ancak, faiz oranlarının harcama gücü üzerindeki etkisini tam olarak göstermesi uzun süre alır (genellikle iki yıl kadar). Devletler, büyümeyi para sistemi vasıtasıyla canlandırmak için faiz oranı ayarlamalarına ilaveten (bankacılıkla ilgili düzenlemelerde değişiklikler yapma ya da merkez bankası eliyle doğrudan kredi verme gibi) diğer finansal araçları da kullanabilirler.

Ekonomik sarsıntıları hafifletmenin bir diğer önemli aracı, çevrimi dengeleyici maliye politikasıdır. Devletler, ekonomiyi canlandırmak (ya da soğutmak) için yaptıkları harcamalarla (ve bu harcamaları karşılamak için topladıkları vergilerle) oynarlar. Devlet, durgunluk sırasında istihdamı ve üretimi canlandırmak amacıyla kamu harcamalarını artırabilir. Özel harcamaları teşvik etmek için vergileri de düşürebilir. Buna rağmen vergi indirimleri dolaylı ve etkisi daha sınırlı bir yöntemdir. Çünkü başta yüksek gelirli hanehalkları olmak üzere tüketiciler vergiden sağladıkları tasarrufları bütünüyle ya da vakit geçirmeksizin harcamazlar. Öte yandan eğer ekonomi çok hızlı büyüyorsa, devlet büyümeyi yavaşlatmak amacıyla harcamaları azaltabilir ya da vergileri yükseltebilir.

Devletin elinde bulunan gelir vergisi, işsizlik sigortası ve sosyal yardımlar gibi araçlar durgunlukta dengeleyici olarak kullanılabilir. Gelir vergileri otomatik olarak dengeleyici etki yapar. Gelirler düştüğünde otomatik olarak vergiler de düşer ve bu düşüş, gelir düşüşünün harcamalarda yol açacağı azalmayı kısmen telafi eder. İşsizlik sigortası ve çeşitli sosyal yardımlar, ekonomik durgunluk ve gerilemede kişilerin maruz kaldığı gelir kaybının bir kısmını koruyabilir.

Yorum Yazın

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *

Şu HTML etkiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>