Gıda Fiyatları Nasıl Düşer?

Eylül ayı enflasyon rakamları TÜFE’de %24 olarak açıklanmıştı. Piyasanın beklentisi üzerinde gerçekleşen bu artışın sorumlusu, her dönemde olduğu gibi gıda fiyatlarıydı. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yükseliş %27’ye ulaşmış ve enflasyon oranını yukarıya çekmişti. Enflasyonla topyekun mücadele programı kapsamında birtakım ulusal ve yerel market zincirleri %10 indirim kampanyasına destek vermeye başladı. Marketler seçili ürünlerde en az %10 olmak üzere indirime gidiyor. Bu zincir marketler, verdikleri destekle enflasyonla mücadele şüphesiz belirli bir etki yaratabilir. Fakat bu kampanyada devam ettiği müddetçe enflasyon düşse dahi bu gibi çalışmaların uzun vadede faydasının kısıtlı olduğu da aşikar. Bu tip uygulamalar ne yazık ki sürdürülebilir değil ki bu sebeple de enflasyonla mücadele programına üç ay gibi bir süre biçildi.

Gıda fiyatları ile gıda enflasyonu arasında ve gıda enflasyonuyla total enflasyon arasında bir doğru orantı olduğu malum. Dolayısıyla, enflasyonu kontrol altına almak istiyorsanız, Türkiye gibi bir ülkede, gıda fiyatlarını kontrol altına almalısınız. Peki, gıda fiyatlarını düşürmenin veya kontrol altına almanın bir yolu yok mudur? Türkiye’nin yukarıdaki program gibi sınırlı süreli uygulamalardan başka çaresi yok mudur? Elbette var. Fakat bu seçenek biraz daha meşakkatli ve başlangıç maliyeti (gerektirdiği sermaye) biraz fazla. Bu yazımızda anlatacağımız ilgili seçenek, gıda fiyatlarının yükselişini durduracak ve kontrol altına alabilecek yegane seçenek olduğunu belirtmek gerekir.

Öncelikle Türkiye’de gıda enflasyonu neden yüksek ona bakalım. Bir gıda ürünü tarladan pazara gidene kadar en az iki kez el değiştiriyor. Malın üreticisi, ürününü kabzımala veriyor. Üreticiden alım yapan kabzımal, haliyle ürünü alış fiyatının üzerine ulaşım, emek ve kar payını koyduktan sonra yeni ve daha yüksek bir fiyattan halde satıyor. Halde bu fiyata bir de satış komisyon fiyatı ekleniyor. Ayrıca halde bu ürünü alan kişi şayet pazarcı, manav veya market gibi satış noktasıysa, ürüne son kez bir fiyat eklemesi daha yapılıyor. Fakat bazı durumlarda hallerde kabzımallar başka kabzımallara ürün satıyor ve bu durumda ürüne ek bir fiyat daha ekleniyor. Son kertede, tarlada 1 TL olan domates gibi bir ürünü pazarda ancak 5-6 TL’ye alabiliyoruz. Tarla ile pazar arasındaki bu süreç gıda fiyatlarını ve haliyle gıda enflasyonunu yukarıya çekiyor.

Elbette gıda enflasyonun yükselmesinde tek sebep bu değil. Biraz sonra diğer sebeplere ve çözüm önerilerine de geleceğiz. Fakat önce tarladan pazara bu çok aktörlü, çok katmanlı gıda ağının sadeleştirilmesi ve basitleştirilmesi üzerine yazmak gerekiyor.

Üretici, aracı (kabzımal, komisyoncu), satıcı ve alıcı gibi başlıca dört aktörümüz var. Bu dört aktörden biri halihazırda fazlalık; aracı. Daha doğrusu bu şekilde bir aracılığın uygulanması yanlış. Çünkü, bu şekilde aracılık esasında fırsatçılığa imkan sağlıyor. Üreticiyi, belirli kişilerin eline mahkum ediyor. Bu kişilerin sunduğu fiyatlar üretici için tek seçenek haline geliyor ve çoğu zaman bu fiyatlar üreticinin emek maliyeti ya karşılamıyor ya da yetersiz kalıyor. Üstelik aracı, kendisi gibi fırsatçı diğer aracılar tarafından hal fiyatlarını etkiliyor ki çoğu kabzımal bu hususlarda birlikte çalışır ve piyasayı olağan akışının haricinde kontrol etmeye çalışır. Bu yüzden birtakım ekonomik koşullar veya bazı hava durumu koşulları fiyatları tamamen alakasız bir şekilde oynatır. Antalya’yı sel vurdu bahanesi ile memleketin her yerinde domates fiyatları az çok yukarı çekilir. Sanki tüm yurdun domatesini Antalya üretiyormuş gibi. Bu gibi fırsatçılıkları bitirmek ve aracıların farklı bölgelerde farklı üreticiler için çok farklı fiyatlar biçmesinin önüne geçmek için bir standart oluşturmak gerekir.

Öncelikle bu aracılık konumuna devlet geçmelidir. Evet, bir anlığına sosyalist ülkelerde görülen bir yapılanma gözünüzde canlanmış olabilir. Fakat, devlet aracılıkta tekel ve vazgeçilmez bir statüde olmayacak. Dileyen özel kabzımallar (aracılar) yine piyasada faaliyet gösterebilir. Üretici, ürünü istediği yere (devlet kurumuna ya da kabzımala) verebilir ki muhtemelen daha iyi fiyat verene yönelecektir. Burada asıl önemli nokta belirli bir fiyat standardıyla çalışacak ve ürün alım satımına düzen getirecek bir mekanizmanın eklenmesidir. Çok uzun zamandır piyasada var olan özel kabzımalların bunu yerine getirebilmek bir yana fiyatlar çok daha dalgalı hale soktuğu aşikardır.

Esasında tarımsal ürünlerde devlet kurum, kuruluşlarının alıcı veya aracı olması yeni bir şey olmayacaktır. Çay için Çaykur, fındık için Fiskobirlik, zeytin ve zeytinyağı için Tariş gibi örnekler karşımızda duruyor. Üç ürün de Türkiye için stratejik kıymeti göz önüne alınarak belirlenmiş ve bu ürünlere özel alım ve satım yapacak devlet organizasyonları kurulmuştu. Bu kurumlar, üretici için piyasadaki tek satış noktası değil. Üretici, ürünlerini satmak için başka kurumlara ve kabzımallara da gidebilir. Yine bu üç üründe görüldüğü üzere, bu kurumların belirlediği alım fiyatları piyasanın genelinde aynı ürünler için bir standart alım fiyatına dönüşüyor ve özel kurumlar da mahsulü devlet kurumunun belirlediği fiyata yakın değerde alıyor.

Şimdi sıra belli başlı ürünleri stratejik olarak görmekten ziyade tüm tarım sektörünü stratejik görüp hak ettiği değeri vermekte. Gerek üreticinin daha insaflı alım fiyatlarıyla desteklenmesi gerekse piyasada fiyat kontrolleri için devletin aracılık yaptığı bir tedarik ağı neredeyse zorunlu. Böyle bir aracı mekanizması, kısa vadede fiyatları düşüreceği gibi orta vadede tarımsal üretimi artıracak ve kırsalı besleyecek bir kalkınma hamlesine dönüşecektir.

Elbette tarladan pazara ürün fiyatlarını kontrol etmek için sadece aracılık aktörünü şeklen ve içerik olarak değiştirmek yetmez. Tarımsal alanları pazarlara bağlayacak şekilde bir ulaşım altyapısı gereklidir ve bu ulaşım ağı mümkün olduğunda demiryolu ile yapılmalıdır. Tonaj olarak kısa sürede en fazla yükün taşınabildiği ulaşım yolu, demiryoludur. Şehirlerarası demiryolu ağları yaygınlaştırılmalı ve bu ağlara birtakım düzenlemelerle ürün tedarik ve aktarım merkezleri bağlanmalıdır.

Bu merkezler, aynı bölgedeki yer alan üreticinin ürünlerini tek bir depoda topladıktan sonra ihtiyaç olunan noktalara ihtiyaç olduğu kadar servis edilmek üzere kurgulanmalıdır. Elektronik ve dijital sistemlerden faydalanarak hangi pazar alanında hangi ürüne ne kadar ihtiyaç olduğu belirlenebilir. Bunun ardından, tedarik “gerektiği kadar” “ihtiyaç duyulan yere” yapılabilir. Bu merkezler, gıda fiyatlarındaki dalgalanmayı engellemek için büyük öneme sahiptir. Bu merkezler sayesinde aynı ürününün ülkenin farklı noktalarındaki satış fiyatlarındaki büyük farkı ortadan kalkacaktır. Şu anki sistemde bir ürün grubu halde çoksa, halin dahil olduğu pazar alanında o ürünün fiyatı düşüyor. Buna rağmen aynı günlerde aynı ürün farklı bir bölgede tedarik kıtlığı sebebiyle değerlenebiliyor. Bir yerde 1.5 TL olan domates başka bir yerde 5 TL olabiliyor. Bu fark, gerektiği kadar ihtiyaç duyulan yere tedarik edilen ürünlerle azalacaktır. Elbette ki, bu farklılıkta ulaşım gibi birtakım fiyatlamalar da etkili. Bu gibi durumlarda da tedarik ve aktarım merkezlerinin bir diğer faydası devreye girecek. Üretilen ürünler önce üretildiği bölgenin ihtiyacını karşılayacak şekilde yerel pazara tedarik edildikten sonra diğer pazarlara gönderilecek. Böylelikle en azından temel gıdalarda her pazar bölgesinin kendine yeter hale gelmesi amaçlanabilir.

Fiyatların düşmesi ve tedarikin kolaylaştırılabilmesi için gerekli olan ve medyada da sık sık dillendirilen bir diğer husus da soğuk zincir altyapısının kurulmasıdır. Süt ürünleri gibi ısıya karşı hassas ürünler ve sera ürünleri gibi kışın yetiştirilen yaz ürünleri soğuk zincire ihtiyaç duyar. Bu ürünlerin tedariki, duydukları bu ihtiyaçtan dolayı güçleşmekte ve bu durumda da fiyatlara yansımaktadır. Ürün tedarik ve aktarım merkezleri dahil pek çok gerekli noktada bu soğuk zincirlerin kurulması gıda fiyatlarını kontrol altına almak için elzemdir.

Şu anki haliyle aracılık, ulaşım ağlarının ve soğuk zincirin yetersizliği gıda fiyatlarındaki yükselişin altyapısal sebepleridir. Gıda fiyatlarının ve gıda enflasyonun diğer sebepleri arasında üretici maliyetleri yer almaktadır. Üreticinin yakıt gibi temel bir girdisi desteklemelerdeki yetersizlikler sebebiyle ürün fiyatlarına yansımakta. Üreticiye ÖTV’siz mazot sunulmalı. Halihazırda balıkçılara sunulan ÖTV’siz mazot imkanı, tüm tarım sektörünü kapsayacak şekilde genişletilmeli. Üreticinin bir diğer temel girdisi ise, tohum fiyatları. Tohum takası, yerli tohum desteği gibi birtakım desteklemelerin kalıcı olarak sürdürülebilmesi gerekli. Yine çiftçilerin kredi ödemelerinin mahsul dönemine göre ayarlanacak şekilde esnek olarak düzenlenebilmesi önemli ve gerekli bir husus.

Tüm bu desteklemelerle beraber devlet aracılık yapan kurumları tarafından çiftçinin mahsulüne yapılacak alım garantisi (elbette bazı taban ve tavan fiyatlar aralığında bir garantiden bahsediyoruz) üretimi yeniden kalkındırmak üzere şekillendirecek ve piyasadaki fiyatları önce dengeleyecek ve sonrasında makul noktalara çekecektir.

Son olarak zaman zaman bahsedilse de üzerinden pek durulmayan kooperatifler hususu da oldukça önemli. Çiftçiler, kendi aralarında birlik oluşturarak alım satım fiyatlarında belirleyici bir güç haline gelebilir. Ki zaten Türkiye’de kooperatifçilik gelişmiş olsaydı, şu anki fırsatçı alıcılar hiç peyda olmayacak ve devletin aracılığa soyunmasına gerek kalmayacaktı. Türkiye’de Tire Süt ve Konya Şeker gibi çok başarılı kooperatif örnekleri olsa da bunlar ülkenin geneline bakıldığında sayıca yetersiz kalmakta. Yurtdışında ve özellikle Benelux ülkelerinde çok güçlü bir tarımsal kooperatif yapılanması bulunuyor. On binlerce üyeli ve kapasite olarak holding büyüklüğünde olan bu kooperatifler hem piyasadaki fiyatları dengeliyor hem üretimi sürdürülebilir kılıyor ve hem de gıda enflasyonunu dolaylı olarak denge tutabiliyor.

Tüm bu tavsiyeler neticesinde gıda fiyatlarının dengelenmesi ve kontrol altına alınması mümkün görülmekte. Siz de yorumlarınızla tavsiyelerde bulunabilir veya yazımızın kritiğini yapabilirsiniz.

Yorum Yazın

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *

Şu HTML etkiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>