İyi Bir Ekonomi İçin Gerekli 7 Özellik

Bir ekonominin gelişmişliğini ölçebileceğimiz pek çok parametre mevcut. Fakat ölçüme gelmeden evvel bir ekonomiyi iyi ya da başarılı olarak ifade edebilmek için “verilerin ve sayıların” haricinde başka ne gibi özellikler arayabiliriz? Bu yazımızda iyi bir ekonomi için gerekli olan yedi temel özelliği açıklıyoruz.

1. Refah

Bir ekonomi, yurttaşlarının yaşama zevkini olabildiğince tadabilmesi için yeterli mal ve hizmetleri üretmelidir. Bu, tüketimde çeşitlilik yaratırken, kişilere de seçim şansı yaratır. Refah sadece daha fazla “şeye” sahip olmak demek değildir. Özel tüketim, kamu hizmetleri ve boş zaman arasında iyi bir dengenin olmasını ifade eder. Özellikle boş zaman kişilerin refahını değerlendirirken pek ölçüt olarak kullanılmayan fakat oldukça önemli olan bir göstergedir. Çalışanların saatlik ücretleri, saatlik ücretlerinin ülke içindeki alım gücü ve çalışma saatleri sonrasında gün içinde kendilerine kalan boş zaman… Bunların her biri, kişinin sosyoekonomik durumunu ve refahını ortaya koyar.

2. Güvenlik

Bir ekonominin üyeleri, ekonomik koşullarının makul ölçüde istikrarlı olduğuna güven duymalıdır. İnsanlar (eğer çalışabiliyorlarsa, çalıştıkları sürece) geçimlerini sağlayabilecekleri, evlerini muhafaza edebilecekleri ve çocuklarına doğru düzgün ekonomik imkanlar bırakabilecekleri konusunda kaygılanmamalıdır. Günümüzde milyarlarca insanın yaşadığı ekonomik güvensizlik ve kargaşa, onlara gerçek bir bedel ödetmektedir. Evlerini ya da işlerini hiçbir zaman kaybetme tehlikesi olmayan insanlar bile bunların olabileceği kaygısıyla çok fazla zaman ve enerji harcamaktadır. Bu korkunun da bedeli var. Aynı nedenle, ekonomik güvenlik, yani en basitinden geçim derdini düşünmeden geceleri rahat uyuyabilmek, kendi başına çok değerlidir.

3. Yenilik

Ekonomik ilerleme, çalışmamızı nasıl daha verimli hale getirebileceğimizi sürekli olarak düşünmemizi gerektirir. Yenilikler, yeni mal ve hizmetleri (ürünler) ve bunların nasıl daha iyi üretilebileceğini (süreçler) tahayyül etmeyi içerir. Bir ekonomi, yenilikçi davranışları teşvik edici ve kolaylaştırıcı biçimde örgütlenmelidir; aksi takdirde, sonunda yaratıcı enerjisini ve ileriye doğru hareket gücünü yitirir.

4. Seçim

Bireylerin farklı tercihleri, umutları ve hayalleri vardır. İnsanların tercihleri doğrultusunda ekonomik kararlar verebilecekleri sosyoekonomik çevrenin sağlanmış olmalıdır. Elbette ki, bu kararlar ve kişilerin tercihleri, kişilerin ekonomik durumlarıyla bağlantılı olarak şekillenmelidir. Aksi halde bunlar ekstrem talepler olarak görülecektir.

5. Eşitlik

Eşitsizlik, eğer çok sayıda insanın iş bulma imkanından ve istedikleri gibi yaşama olanağından yoksun kalması anlamına geliyorsa, zararlıdır. Bu anlamda, eşitlik hedefi, refah hedefiyle bağlantılıdır. Ekonominin en altında yer alanların asgari yaşam standartları makul düzeylerde olsa bile servetin tepede yoğunlaşması yine toplumsal uyuma, refaha ve demokrasiye zarar verir. Örneğin, iktisatçıların “konumsal tüketim” dedikleri olguya göre insanların duygusal sağlığı, kendi durumlarını, zengin ve ünlülerin yaşam tarzlarıyla karşılaştırmalarından olumsuz etkilenmektedir. Böyle durumlarda eşitsizlik, yoksulluğun sonuçlarından ayrı olarak belirgin olumsuz etkiler yapar. Bu nedenle, zenginle yoksul arasındaki ekonomik mesafenin sınırlanması önemli bir ekonomik hedeftir. Eşitlik aynı zamanda toplumun, çalışamayacak durumda olan insanlara gerekli şeyleri doğru düzgün sağlayarak, onları desteklemesini gerektirir.

6. Sürdürülebilirlik

İnsanlar doğal çevrelerine bağımlıdırlar. Çevre, (soluk aldığımız hava, yaşadığımız alan aracılığıyla) yaşamamızın kalitesini doğrudan iyileştirir ve her sanayi dalına çalışmamız için gerekli girdiler sağlar. Bütün üretim, doğadan aldığımız şeylere insan emeğiyle “katılan değer”den oluşur. Çevrenin korunması kendi başına önemlidir. Daha dar ekonomik anlamda da, gelecekte mal ve hizmet üretimini sürdürebilmemiz, ihtiyacımız olan doğal girdileri (hiç durmaksızın tüketmeden ve kirletmeden) sürdürülebilir şekilde kullanma yolları bulmamıza bağlıdır.

7. Demokrasi ve Hesap Verebilirlik

Ekonominin özünde toplumsal bir iş olduğuna değinmiştik. Farklı insanlar değişik işlevler görür. Bazı kişilerin ve kurumların büyük bir karar verme gücü varken diğerlerininki çok azdır. Ekonomik kararların ve bir bütün olarak ekonominin gelişiminin ortak arzularımızı ve tercihlerimizi yansıtması nasıl garanti edebiliriz? İnsanların ve kurumların yapmaları gereken işi yapıp yapmadıklarını nasıl denetleyebilir ve garantiye alabiliriz? Modern işletmelerde, gelişmiş ama dar içerikli bir hesap verebilirlik kavramı vardır; bu yolla şirketler hissedarlarının azami karını gözetmek zorunda kalırlar. Rekabetçi piyasalar da dar içerikli başka bir hesap verilebilirlik biçimi dayatır; kalitesiz ve aşırı pahalı mallar üretenler, satışlarının düşmesi ve nihayetinde iflas etme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Demokratik seçimler, yurttaşların (hükümetler aracılığıyla) ekonomik gidişat üstünde bir dereceye kadar etkili olmasını sağlar.

Yorum Yazın

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *

Şu HTML etkiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>