Yapısal Reformlar nedir?

Ülke ekonomisi zora girince sıklıkla duymaya başladığımız yapısal reformlar, geleceğe yönelik yapılan uzun vadeli sosyoekonomik yatırımlardır. Reformlar kapsamında yapılan icraatlar kısa sürede sonuç getirmese de olumlu etkileri uzun vadede ve daha kalıcı olarak görülür. Bu sebeple, hükümetler yapısal reformları uygulamakta zorlanır. Zira bu irade gerektirir ve belki de iradeden daha önemlisi; siyasette bu reformlara öncelik tanınırken, göz ardı edilen politikalara rağmen kitlelerin reformlara olan güvenini ve reformların gerekliliğine olan inancını devamlı kılmaktır.

Bugün hangi ekonomik konuyu tartışmaya başlasak sonu mutlaka gelip yapısal reformlara bağlanıyor. Birisi bütçe iyi gidiyor dese, doğru ama yapısal reformlar desteklenmediği müddetçe sürdürülebilir değil deniyor veya biri büyüme düşecek dese, çünkü yapısal reformları yapmadık, cari açık düşerse büyümede ister istemez düşer deniyor. Herkesin bildiği, tam olarak bilmese de saygı duyduğu sihirli bir kelime; yapısal reformlar.

Yapısal reformlar bir ekonominin daha iyi çalışabilmesi ve şoklara karşı daha dayanıklı hale gelmesini amaçlayan reformlardır. Bu reformlar, potansiyel üretim seviyesini arttırmayı hedefler. Yapısal reformlar ekonominin arz yönünü etkiler. Üretkenliği, yatırımı ve istihdamı arttırır. İş gücünü kalitesinin arttırılması, iş ve yatırım ortamının iyileştirilmesi, arge ve yönelik kapasitesinin arttırılması, rekabet ortamının oluşturulması yapısal reformlara örnektir.

Bu reformların hayata geçirilmesi, iş kurmayı veya yatırım yapmayı kolaylaştırır. Doğal olarak ekonomi güçlenir, refah artar. Yapısal reformlar kısa vadede hayata geçirilebilen ve hızlıca sonuç alınan çalışmalar değildir. Zaman, çaba ve maliyet gerektirir. Ama bu reformlar hayata geçtiğinde de ekonomiye uzun vadeli büyük katkı sağlar. Mesela eğitim sisteminde yapılan reformlar uzun zaman alabilir ve yüksek maliyette olabilir. Ancak daha yetkin bir neslin yetişmesinin önünü açar. Bu da uzun vadede hem ekonomik hem sosyal yaşama katkıda bulunur.

Yapısal reformlar önemlidir. Çünkü; ülkemizde verimliliğin arttırılması, rekabetin güçlendirilmesi, dış finansman ihtiyacının ve ithal girdi bağımlılığının azaltılmasına yönelik yatırımlar kalıcı fiyat istikrarına katkıda bulunacaktır. Bu sayede para politikasının hareket alanı da genişleyecektir. Yapısal reformlar, uzun vadede enflasyonu ve faizi düşürmek, döviz kurlarını dengelemek, TL’nin değer kazanmasını sağlamanın yegane yoludur.

Türkiye’nin sürdürülebilir, adil, cari açık ve enflasyon üretmeden büyüyebilmesi için alınması gereken tedbirlerdir. Yapısal reformlar, Türkiye’nin daha hızlı, daha adil ve doğal kaynaklarını tüketmeden büyümesini sağlayacaklar tedbirlerdir. Şu an Türkiye ve diğer tüm gelişmekte olan ülkeler büyürken çevreyi tahrip ediyor. Ayrıca, Türkiye çok yüksek miktarda enflasyon ve cari açık üretiyoruz.

En önemli yapısal reformlar özetle şöyledir; emek piyasasının esnekliğinin artırılması ve kıdem tazminatı sorunu gibi birtakım yapısal sorunları bulunan çalışma alanı reformları, Türkiye’de pek çok insan vergi ödemiyor, kimileri de vergiyi ödeyemiyor. Dolayısıyla vergi reformu en önemlilerinden. Üçüncüsü, sosyal sigortalar reformudur. Şu an sosyal sigortalar batık vaziyette. Bu sistemin sağlıklı olması için en az üç çalışana bir emekli düşmesi gerekir. Biz bu oranın altındayız. Sağlık sisteminin gözden geçirilmesi gerekir. Son olarak en önemlisi, eğitim alanında yapılacak reformlardır. Günümüzün lise ve üniversite mezunları yapay zekayla, nesnelerin internetiyle, endüstri 4.0 ile uğraşmaya ve bunlardan para kazanmaya çalışacak. Oysaki bizim eğitim sistemimiz yeni teknolojilere uyumlu nesiller yetiştirmekten ziyade ezbere dayalı, tekdüze, sınava odaklı ve birey olamamış gençler yetiştirmekte. OECD’nin bir raporuna göre Türkiye’de istihdam edilenlerin %70’i okulda öğrendiklerini iş yerinde kullanmıyorlar. Dolayısıyla, bütün bunların yapısal reformlar kapsamında çözülmesi gerekir. Bu listeyi daha da uzatmak mümkün olsa da temeli bu şekildedir.

Türkiye tarihinde yapısal reform denemeleri olmuş, bunların bir kısmı kısmen başarılı olurken bir kısmı ise yeterince sürdürülemediğinden yarıda kesilmiştir. En kapsamlı yapısal reform uygulamalarını Atatürk döneminde görüyoruz. Pek çok alanda modern düzenlemeler ekonomiye uzun vadede kısmi başarı elde etmiş ve Türkiye’nin, yapısal reformları hiç başlatmayan veya başlatmasına rağmen başarıyla tamamlayamayan komşu ülkelerinden ayrılmasını sağlamıştır. Yine 60’lı yıllarda ağır sanayi atılımları ve nispeten demokratik düzenlemeler kısmi olarak yapısal reform örneği sayılabilir. Fakat bunlar 70’li yılların çalkantısıyla rafa kaldırılmış ve devam ettirilememiştir. Yine 80’lerde yüksek borçlanmayla ticaret hacmini bütünüyle genişletmeye yönelik ekonomi politikaları ve 80’lerin sonuna doğru yine nispeten demokratik düzenlemeler yapısal reform örneği olarak görülebilir. Fakat bunların da kaderi tıpkı 60’larda başlatılanlar gibi başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Dünya’da Türkiye gibi gelişmekte olan ülke olup da yapısal reformları başarıyla yürüten ve neticelendiren iki ülke göze çarpmaktadır. Bunlar; Güney Kore ve Singapur. Bu ülkeler artık gelişmekte olan değil; gelişmiş ülke olarak sınıflandırılmaktadır. Diğer gelişmekte olan ülkeler ise, tıpkı Türkiye gibi zorlanmaktadır. Fakat şu gerçek ki yapısal reformlar başarıyla neticelendirilemediği müddetçe bu ülkelerin yükselen enflasyon ve artan cari açıkla büyüme, ardından durgunluk ve krizle birlikte küçülme sarmalı sürekli olarak devam edecek gibi görülmektedir.

Yorum Yazın

E-mail adresiniz yayınlanmayacaktır. İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *

Şu HTML etkiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>